Patnos Rehberim Patnos BAL

İslam'da Örtünme

Genellikle, örtünmenin bütün canlılar arasında sadece insana mahsus bir meziyet olduğu söylenir ve doğrudur. Bazı uç ve münferit yönelişler hariç tutulursa çıplaklık her dönemde toplumsal vicdan ve sağduyu tarafından arsızlık ve hayasızlık olarak değerlendirilmiştir. Bununla birlikte birey ve toplumlar örtünme konusunda öteden beri farklı din ve kültürlerin, moda, dış tesir, yabancılaşma ve toplumsal çözülme gibi değişik sebep ve tesirlerin sonucu farklı ölçü ve anlayışlara sahip olmuştur. Bunun için kılık kıyafet ve örtünme konusunda, Bölgeler hatta aynı din ve ülke mensupları arasında farklı çizgilere rastlanması şaşırtıcı olmamaktadır.

         İslam dinin örtünme emri, ferdin ruh sağlığını , fıtri yapı ve onurunu, toplumun genel ahlakını koruma, cinsler ve insanlar arası münasebetlerde dengeyi gözetme,insan haysiyetine yakışır bir cinsi hayat ve aile hayatı kurma gibi çeşitli gayelere yöneliktir. Örtünmede erkekle kadının farklı hükümlere tabi olması da iki ayrı cinsin yaradılış özelikleri gözetilerek yapılmış bir ayırımdır.

           Vucudun açılması, gösterilmesi ve bakılması, dinen haram olan yerlerine ve organlarına dini literatürde avret tabir edilir. Setr-i avret erkek ve kadının namaz dışındaki örtünme vecibesini de belirmekle birlikte daha çok namaz esnasında belli uzuvların örtülmesini ifadede kullanılır. Namazda avret yerlerinin örtülmesi dini bir görev ve namazın geçerlilik şartı olduğu gibi, namaz dışıda da yine dini bir vecibe niteliğindedir. Ancak ( evlenme engeli sayılacak derecede yakınlığın) bulunup bulunmamasına göre farklılık taşıyabilir. Bunun için de fıkıhta örtünme ; namazda örtünme, yakınlara ve yabancılara karşı örtünme şeklinde üç ayrı açıdan ele alınabilir .

           Erkeğin namazda örtülmesi gereken yeri ile namaz, dışında erkeklere ve karısında başka kadınlara karşı avret yeri, göbek ile diz kapağı arasında kalan bölgedir. İslam alimlerinin çoğunluğunun görüşü bu olup avret yerinin sınırı ve derecelendirilmesi konusunda aralarında bazı görüş farklılıkları vardır.

         Kadının kadınlara ve mahremlerine yani aralarında devamlı evlenme engeli bulunan erkek akrabasına karşı avret yeri, Hanefi ve Şafiiler’e göre erekeğin erkeğe karşı avret yeri gibidir. Maliki ve Hanbeli mezheplerinde ağırlıklı görüş, kadının mahremi erkekler yanında el, yüz , baş, boyun ,kol, ayak ve baldır hariç bütün vucudunun avret olduğu ve örtülmesinin gerektiği yönündedir .

           Kadının yabancı erkekler yani mahremi olmayan erkekler karşısında avret yeri yüzü, el ve ayaklar hariç bütün vucududur. Bu Hanefi mezhebinin görüşü olup diğer fıkıh mezheplerine göre kadının ayakları da avrettir. Ebu yusuf’tan , kadının dirseklere kadar kolunu avret saymayan bir görüşü de rivayet edilir.Erkek ve kadının namazda ve namaz dışında örtünmesiyle ilgili fıkhın klasik doktrininde yerleşik görüş özetle böyledir.

         Erkeğin ve kadının örtülmesiyle ilgili kur’an’da ve sünnet’e yer alan hükümlere gelince ; kur’an’da konunun ilke bazında ve ahlaki bir referansla ele alındığı ve özellikle kadınlar için bazı hükümler getirildiği, sünnete de ilave bazı kuralardan söz edilip bazı ayrıntıların verildiği gürülür. Kur’an ilgili olarak,

قُل لِّلْمُؤْمِنِينَ يَغُضُّوا مِنْ أَبْصَارِهِمْ وَيَحْفَظُوا فُرُوجَهُمْ ذَلِكَ أَزْكَى لَهُمْ إِنَّ اللَّهَ خَبِيرٌ بِمَا يَصْنَعُونَ

Mü'min erkeklere söyle, bakışlarını indirsinler (haramdan sakınsınlar), ırzlarını korusunlar. Bu, onlar için daha temizdir. Muhakkak ki Allah, yaptıkları şeylerden haberdardır.(en-nür 24/30).

         Namazda veya namaz dışında hangi uzuvlarını örtmeleri gerektiğinden söz edilmez. Aynı ayette ve devamında kadınların da namus ve iffetlerini korumaları, harama bakmaktan gözlerini sakındırmaları istenir ve ilave olarak, ‘’Görünen kısımlar müstesna olmak üzere ziynetlerini teşhir etmesinler. Baş örtülerini yakalarının üzerine örtsünler. Kocaları, babaları… hariç başkasına ziynetlerini göstermesinler. Gizlemekte oldukları ziynetleri anlaşılsın diye ayaklarını yere vurmasınlar’’ hükmü yer alır.

     Bir başka ayette de

يَا أَيُّهَا النَّبِيُّ قُل لِّأَزْوَاجِكَ وَبَنَاتِكَ وَنِسَاء الْمُؤْمِنِينَ يُدْنِينَ عَلَيْهِنَّ مِن جَلَابِيبِهِنَّ ذَلِكَ أَدْنَى أَن يُعْرَفْنَ فَلَا يُؤْذَيْنَ وَكَانَ اللَّهُ غَفُورًا رَّحِيمًا

Ey Peygamber! Hanımlarına, kızlarına ve mü’minlerin kadınlarına söyle, bedenlerini örtecek elbiselerini giysinler. Bu, onların tanınıp incitilmemelerine de daha uygundur. Şüphesiz Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.(el-Ahzab 33/59).

         Erkeğin ve kadının namus ve iffetlerini korumaları ve kadının örtünmesi gereğinden söz eden bu ayetlerde, örtünme için belli bir şekil şartı ve model önerilmediği görülür. Bu sebeple de kur’an’ın bu anlatımından yola çıkarak kadınların ancak çarşaf ve peçe ile dışarı çıkılabileceği, yabancı erkeklerin yanında ağız ve burnunu örtmesi, hata bir gözünü gerektiğini söylemek isabetli olmaz. Dikkat edilirse konuyla ilgili kur’an ayetleri , kadının ve erkeğin fitneye ve şüpheye sebep olmayacak , karşı cinsin arzusunu kışkırtmayacak , ağır başlılığını koruyacak tarz ve biçimde örtünmesini istemektedir. Bundan, vucut hatlarını gösterecek kadar dar ve ince elbiselerin giyilmesinin doğru olmadığı sonucu çıkar. Buna karşılık erkeklerin şalvar , kadınların etekleri yerlerde sürünen uzun etek ve pardesüler giymesi dinin gereği olarak deyil de kişisel tercih ve zevk olarak görülmelidir.

           Hz. Peygamber’in sünnetinde de örtünmenin dini ve ahlaki cephesi sürekli vurgulanmış, giyim ve kuşamda sadelik, tabilik ve temizlik tavsiye edilmiş , elbisenin vucudun hatlarını beli etmemesi ve içini göstermemesi üzerinde durulmuş, cinsler arası farklılık ve diğer din mensuplarına benzememe ilke olarak benimsenmiş, erkek ve kadının örtünme sınırlarıya ilgili olarak da fıkıh doktirinindeki görüşlere kaynaklık yapacak birtakım ölçü ve açıklamalar yer almıştır. Mesela bir hadiste Hz peygamber şöyle buyurur: ‘’Cehenemliklerden iki sınıf vardır ki,ben onları dünyada görmedim:Birincisi ellerindeki öküz kuyruğu gibi kırbaçlarla halkı kırbaçlayan kimselerdir. İkincisi giyinmiş çıplak, kalçasını oynatarak ,kırıtarak,salınarak yürüyen ,başları deve hörgücü gibi kadınlardır. Bunlar cenette giremezler, onun kokusunu da alamazlar.Halbuki onun kokusu çok uzun mesafelerden alınır’’(Müslim, ‘’libas’’,31). Bir başka hadiste de Resül-i Ekrem ince bir elbise giymiş baldızı Esma’ya ‘’ey Esma! Bulüğa erdikten sonra kadının- yüz ve ellerine işaret ederek- şu veya şundan başka yerlerinin görülmesi doğru almaz’’ buyurmuştur (Ebü Davüd ‘’libas’’,31). Sünnette yer alan belirlemelerde o günkü toplumun telakkilerinin, bölgesel şartların ve toplumsal ahlakın belli bir payı bulunmakla birlikte, örtünme hadisesi ağırlıklı olarak ahlakın belli bir payı bulunmakla birlikte , örtünme hadisesi ağırlıklı olarak insan tabiatıyla ve cinsler arası iletişim ve etkileşimle ilgili bir konu olduğundan konunun evrensel ve kalıcı boyutu da ihmal edilemez ölçektedir.Örtünmenin dinin emri ve gereği olduğu hususunda Müslümanlar arasında bir görüş ayrılığı zuhur etmemiştir.

Tıklanma 3694 defa

Harun Köçer

 

www.patnosrehberim.com | This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.

TAVSİYE ETTİKLERİMİZ

  • Varsayılan
  • Başlık
  • Tarih
  • Rastgele